Büyüklük

Rüya-Vahy İlişkisi

Hz. Âişe validemizin ifadelerine göre nübüvvet öncesi Allah Resûlü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) rüyaları, ayniyle ve sabah aydınlığı parlaklığında tecelli ederdi. Yani bu dönemde Nebîler Serverine rüyasında gösterilen olaylar, güneş gibi ya da eşyanın aydınlık bir ortamda bütün özellikleri ile göründüğü gibi net gösterilirdi. Bu dönem en sağlıklı rivayetlere göre 6 ay kadar devam etmiştir. İhtimal vahyin 23 sene devam etmesi sebebiyle de, bu 6 aylık devreye nübüvvetin 46 parçasından bir parça denilmiştir.

Rüyanın vahy ile olan münasebetine gelince; İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem), vahyi, bazen perdesiz olarak bizatihi Allah'tan, bazen melek vasıtasıyla bazen de perdeli ve te'vile muhtaç olan rüyalar ile alıyordu. Bu ise rüyanın bir yönüyle açık ve sarih vahyin yanında derece ve kıymet itibariyle 46'da bir parçası olduğunu bildiren ipucu olabilir. Öyle de olsa, mes'elenin bir diğer yönü vardı ki, o güne kadar gelmiş-geçmiş hiçbir peygambere lütfedilmeyen rüyanın, perdeli dahi olsa vahye kapı açması veya vahyin bir parçası olmasıdır. Evet, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), halveti, inzivası, tecerrüdü ve konsantresi ile öyle bir zemine çekilmiş; Allah da, bu azimli, kararlı insana lütuf kapılarını bütün enginliğiyle açmış, âlemlerden hiç kimseye nasib etmediği nimetlerle onu serfiraz kılmıştır. Onun için Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) rüyalarına, sabah aydınlığı gibi bütün netliği ile haricî âlemde zuhûr etmesine bu gözle bakabilir ve bu çerçevede değerlendirebiliriz.

Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin

Sitenizde bu yazıya link vermek için aşağıdaki metni kopyalayıp, sitenizde yazı gövdesine yapıştırın.



Önizleme:




Bu sayfayı ekle
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Twitter!



Bu kategorideki eskiler: