Büyüklük

Nebî Misyonu

Seyyid Şerif imânı şöyle tarif ediyor: İmân, insanın aklını kullanması veya âfâkî ve enfüsî tefekkür neticesinde Allah'ın, insanın içinde yakacağı bir meşaledir.' Öyleyse Nebînin ve da'va-yı nübüvvetin varisleri olan tebliğ ve irşad erlerinin esas vazifesi bu meşaleyi tutuşturmak olmalıdır. Şöyle de düşünebiliriz. Nebî, bütün kâinâtı bir kitap haline getirse, sonra bir 'mâ-i zûlâl' gibi insanların içine akıtsa, münhasıran bu cehd ve gayretle insanda imân hasıl olur mu? Sizin aklınıza gelebilir ki, Nebî'nin bu çalışması karşısında olmalı.. Hayır, Allah o meş'aleyi yakmadıktan sonra olmaz. Onun için Nebî'nin niyeti, gayreti müsellem olmakla beraber, Allah'ın meşiet ve iradesine, O'nun o buudda tecellisine ihtiyaç vardır. Öyleyse günümüzde bu vazifeyi yüklenen dava erleri de 'kîl ü kal' ile, abes uğraşılarla vakit geçireceklerine bir zamanlar nebîlerle temsil edilen ve onların diliyle tebliğ edilen o yüce hakikatleri kabul ettirmek için önce Allah ile irtibatlarını kuvvetli tutmaya bakmalılar bakmalılar ki, irşatlarında müessir olsunlar.

Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin

Sitenizde bu yazıya link vermek için aşağıdaki metni kopyalayıp, sitenizde yazı gövdesine yapıştırın.



Önizleme:

Nebî Misyonu
Cumartesi, 13 Mayıs 2006



Bu sayfayı ekle
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Twitter!



Bu kategorideki eskiler: